Kursun devamında da bol bol çizip mp3 çalarlardan birini seçip ufak bi sunum yaptık.. Bu yazıyı biraz geç yazdığım için çıkışta ve akşam ne yaptım hiç bi fikrim yok :D Ama idare ediverin artık ;)
Kursun son günü odamı temizlemek için erken kalktım ama sonrasında zaman ayarlaması özürlü olduğum için yurttan biraz geç çıktım ve deli gibi yağmurun altında koştur koştur derse gittim ama deli gibi yağıyodu.. Bana “tr yağmurları gibi değil hiç” lafını güzelce bi yedirtti yani.. Homur homur gitmiş olsam da yürürken çok keyif aldığımı inkar etmiyciğm.. Gelip oturduğumda 3 kişilik gruplar halinde tasarım yaptığımızı fark edip biraz daha surat asıp panik olsam da sonrasında herşey rayına oturdu ve keyifli bi şekilde çizim yaptık.. Herhangi bi transportation tasarımı olucaktı, tekerlekli sandalye kullanan yaşlılar için ufak çaplı bi arabanın gelişimine şahit olduk ama malesef resimleri Mats’e verip geri almayı unuttuk
Sonrasında tasarım kütüphanesini gezdik, sunum yaptık ve çizim kursunu sonlandırdık..
Akşam Feyziler geleceği için onlarla buluşma amacıyla Alidhem’e gittim ama henüz şehir merkezinde oldukları için Andrew’la oturup ballı sıcak su içtik Beklediğimden daha güzel oldu, burdaki ballar bi ilginç, kaymakla karıştırmışsın gibi kremsi bi havası var ve rengi de daha bulanık ve açık.. Ben beğendim ama günlerdir marketten alma fırsatım olmadı, zaten sabah yediğim bal sayesinde bal özlemimi gideriyo sayılırım ;) İçeride bi yerlerde oturduğunda Umea insana daha güzel geliyo diye düşünüp biraz da çukulata atıştırdım ve Andrew’la muabbet ettik..
Feyzi geldiklerine dair mesaj atınca Alidhem merkeze gidip orda günler sonra bi dolu Türkle sohbet etme çabasıyla hem Türkçe hem İngilizce’yi katlettim, ama zaten onlar da ölü gibi oldukları için sanırım çok fark etmediler.. Feyzi, Kerim, Kerem ve Ezgi.. Ezgi bizim IDI kursunda, diğer 3 oğlan çocuğu da ADV (Advanced Design Visualization) okuycaklar bu sene.. Hepsi İstanbul’dan yarışmaya katılıyolar.. Feyzi’yle zaten daha kurstaki insanların mailları ilk açıklandığında konuşmaya başlamıştık, yani neredeyse Mayıs’tan beri her türlü hazırlık, pasaport, bavul ve ıvır zıvır durumlar süreçlerini bilgi paylaşımlarıyla yaşamıştık :D Buradaki buluşma, tanışmadan ziyade yüz yüze görüşme oldu en sonunda..
Gençler biraz ölü gibi oldukları için çok verimli olmayan sohbetler sırasında burda 4 senedir yaşayan ve 4 sene daha kalıcak Melis’le tanışıp helibop denilen operatörü almanın en iyisi olduğu ve çeşitli başka bilgileri öğrendik..
Odalara dağılırken Ezgi’nin o tarafa birlikte gidelim dedik ve yol üzerinde Yoga Şala yazan ve Aum sembolü olan bi tabela görüp ani bi duruş yapıp hemencik heyecana kapıldım.. Ufak bi yerin altına inip kapısını zorladım ama açılmadı.. Yukarı çıkarken gerisin geri kapı açıldı ve dersin sonlarında olduğunu söyleyen bi adam ashtanga, iyengar gibi kelimeciklerle beni mutlu etti.. Hafta içi akşamlarından birinde kesinlikle denemeyi düşünüyorum..
Ezginin mutfağını keşfedip biraz sohbet ettikten sonra ertesi sabah 9a 5 kala buluşup topluca okula gitmeye karar verip ayrıldık..
Yazılanların içeriğinin dengesiz olmasından, uzun süreli aralıklardan, kötü esprilerden, güzelliklerden, çirkinliklerden, paylaşımlardan, sessizliklerden, sorulardan, cevaplardan, fikirlerden, kendini beğenmişliklerden blog sahibi sorumludur. Bu durumdan da çok memnundur. Blog ermiş kedi cingöz ve sapsal köpek majör'e ithaf edilmiştir.
çizim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çizim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Ağustos 2010 Pazar
23 Ağustos Pazartesi
Çizim kursunun ilk günüü.. Uzun zamandır kafama göre uyandığım için alarmla uyanmak bünyede şok etkisi yaptı.. Bu somurtkanlıkla yoga ve meditasyonu da pas geçip duş için odamdan çıkıp karşıdaki kapıya koşturdum :) Duş çok da sıcak değil demiştim ya.. O aslında şöyleymiş ki, ben musluğu kullanmayı becerememişim! :D Bu sefer gayet güzel bi haşlama türk kızı kıvamına geldim ve etrafa buharlar saçarak neşeyle odama attım kendimi..
Bi yandan perspektif notlarına bakarken bi yandan da saçımı kuruttum ve yan odadaki insana ne kadar rahatsızlık verdiğimi çözmeye çalıştım :) Gündüzleri panjurları açtığımda gördüğüm manzaranın puslu bi hava ve ıslak zemin olmasına alıştığımı fark ettim! Aslında burada hava yağmur yağarken çok da soğuk olmuyo, seviyorum bile yağmurlu zamanları.. Ama rüzgar varsa gerçekten çok soğuk olabiliyoo!!
Giyinip kahvaltımı edip öğle yemeğini hazırladıktan sonra planladığımdan 15 dakika gecikmiş şekilde yola koyuldum, kulaklıklarımı kulağıma taktım ve artık tamamen tanıdık gelen yollardan geçip okula ulaştım.. Kapıda İsveç’li olduğunu tahmin ettiğim sarışın kızla beraber kapıyı açmak için uğraşırken tanıştık ve isminin Annie olduğunu öğrenmemin yanı sıra kızı pek şeker buldum.. Nitekim şu ana kadarki izlenimlerim de çok tatlı olduğu yönünde (İsveç insanı 3 artı toplamış durumdaa! :))..
Sınıfa geldiğimde çok kişi yoktu, yavaş yavaş insanlar gelirken çaktırmadan milleti inceledim, Annie ve Kajsa’nın İsveçce konuşmalarını dinledim, Mats (çizim hocası) geldikten sonra perspektif çizim ve çeşitli bilgilerle beynimizi doldurup sürekli, “ee tamam aldınız bilgileri şimdi çizin hadi” diye bizi bıraktığı için bol bol çizim yaptık.. Benim daha önceki perspektif çizim bilgim sadece Topluluktaki gençlerin bize sünger çizdirdiği zamana ait olduğu için yanımdaki çocuk harikalar yaratırken kendimi eciş bücüş hissetsem de zamanla düzelir diye düşündüm.. Bu durum panik olmaktan tamamen keyif almaya kadar genişleyen kocaman bi yelpazede gidip geldi gün boyunca :D
Koridorlarda gezinirken “laann, tasarım! stüdyo! Heyoo!!” gibi ani heyecanlar yaşamanın yanı sıra Mats’in bize sunduğu kahve anahtarı ile (burda okuldaki kahveyi almak için anahtar satın alıp ona kredi yüklüosun) bol bol sıcak çukulata içtimm.. Öğleden sonra mp3 tasarımları yaptık ufak ufak ve sonrasında kursun ilk gününü bitirmiş olduk..
Sınıfımızda bu arada 2 Amerikalı, 1 İngiliz, 3 (ya da 4) Tayvanlı, 2 Türk, 2 İsveçli ve biraz daha uzak doğulu bikaç kişi var :) Tam karmasyon yani..
Ders sonrası yağmurlu olduğu için yurda gidiym diyodum ama son anda civardayken yoga okuluna bakmaya karar verdim, geri şehre döndüm, resimler çektim, yoga okulunu buldum ama kapalıydı.. Ortamı içime çektim, yogayı topluca yapmayı da özlediğimi fark ettim :) Kendime bi vileda ve temizlik için ıvır zıvırlar aldım..Nehir kenarından manzaranın tadını çıkara çıkara yurduma döndüm..
Bi yandan perspektif notlarına bakarken bi yandan da saçımı kuruttum ve yan odadaki insana ne kadar rahatsızlık verdiğimi çözmeye çalıştım :) Gündüzleri panjurları açtığımda gördüğüm manzaranın puslu bi hava ve ıslak zemin olmasına alıştığımı fark ettim! Aslında burada hava yağmur yağarken çok da soğuk olmuyo, seviyorum bile yağmurlu zamanları.. Ama rüzgar varsa gerçekten çok soğuk olabiliyoo!!
Giyinip kahvaltımı edip öğle yemeğini hazırladıktan sonra planladığımdan 15 dakika gecikmiş şekilde yola koyuldum, kulaklıklarımı kulağıma taktım ve artık tamamen tanıdık gelen yollardan geçip okula ulaştım.. Kapıda İsveç’li olduğunu tahmin ettiğim sarışın kızla beraber kapıyı açmak için uğraşırken tanıştık ve isminin Annie olduğunu öğrenmemin yanı sıra kızı pek şeker buldum.. Nitekim şu ana kadarki izlenimlerim de çok tatlı olduğu yönünde (İsveç insanı 3 artı toplamış durumdaa! :))..
Sınıfa geldiğimde çok kişi yoktu, yavaş yavaş insanlar gelirken çaktırmadan milleti inceledim, Annie ve Kajsa’nın İsveçce konuşmalarını dinledim, Mats (çizim hocası) geldikten sonra perspektif çizim ve çeşitli bilgilerle beynimizi doldurup sürekli, “ee tamam aldınız bilgileri şimdi çizin hadi” diye bizi bıraktığı için bol bol çizim yaptık.. Benim daha önceki perspektif çizim bilgim sadece Topluluktaki gençlerin bize sünger çizdirdiği zamana ait olduğu için yanımdaki çocuk harikalar yaratırken kendimi eciş bücüş hissetsem de zamanla düzelir diye düşündüm.. Bu durum panik olmaktan tamamen keyif almaya kadar genişleyen kocaman bi yelpazede gidip geldi gün boyunca :D
Koridorlarda gezinirken “laann, tasarım! stüdyo! Heyoo!!” gibi ani heyecanlar yaşamanın yanı sıra Mats’in bize sunduğu kahve anahtarı ile (burda okuldaki kahveyi almak için anahtar satın alıp ona kredi yüklüosun) bol bol sıcak çukulata içtimm.. Öğleden sonra mp3 tasarımları yaptık ufak ufak ve sonrasında kursun ilk gününü bitirmiş olduk..
Sınıfımızda bu arada 2 Amerikalı, 1 İngiliz, 3 (ya da 4) Tayvanlı, 2 Türk, 2 İsveçli ve biraz daha uzak doğulu bikaç kişi var :) Tam karmasyon yani..
Ders sonrası yağmurlu olduğu için yurda gidiym diyodum ama son anda civardayken yoga okuluna bakmaya karar verdim, geri şehre döndüm, resimler çektim, yoga okulunu buldum ama kapalıydı.. Ortamı içime çektim, yogayı topluca yapmayı da özlediğimi fark ettim :) Kendime bi vileda ve temizlik için ıvır zıvırlar aldım..Nehir kenarından manzaranın tadını çıkara çıkara yurduma döndüm..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)